| |
Vergi inceleme raporlarında azmettirme
Vergi Usul Kanunu'nun 360.
maddesinde yer alan iştirak düzenlemesinde, "Birden
fazla kişi 359. maddede sayılan fiillerin icrasına
iştirak ettikleri takdirde fiili irtikâp edenlerden
veya doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlardan her
biri bundan ayrı ayrı maddi menfaat gözetmek
şartıyla o fiile mahsus ceza ile cezalandırılır. Söz
konusu fiilleri işlemeye azmettirenlere de aynı
cezalar hükmolunur. Bu fiillere maddi menfaat
gözetmeksizin iştirak edenlere fiile mahsus cezanın
dörtte biri hükmolunur" denmektedir. Bu düzenlemenin
ilk cümlesi asli maddi iştiraki, ikinci cümlesi ise
asli manevi iştiraki yani azmettirmeyi
düzenlemektedir. Son cümlede ise fer'i iştirak yer
almaktadır.
Vergiler bakımından azmettirme suçunun oluşması için
failde vergi kaçakçılığı suçunu işleme düşüncesinin
bulunması gerekmektedir. Vergi inceleme raporlarında
bu konuda yapılacak bir değerlendirmede İdare'nin
V.U.K. m.3 kapsamında failin suç işleme niyetini
ispat etmesi gerekmektedir. Uygulamada vergi
inceleme raporlarında azmettirmenin oluştuğunu ispat
etme yükü taşıyan İdare'nin vergi inceleme
raporlarında ilginç ifadeler ve bağlantılar
kullanarak bu ispat yükünü yerine getirdiğini
zannettiği ve biz bunu bu şekilde saptadık,
yapmadığınızı siz ispat edin diyerek mükellefleri
suçladıkları görülmekte, bu konuda asıl vergi
kaçakçılığıyla suçlananların davasının sonucu dahi
beklenmeden işlem ve takibat yapılmaktadır. Hukuken
doğru olmayan bu yaklaşım genellikle yargı organları
tarafından ispat yükünün yerine getirilmediği
şeklinde değerlendirilmesine rağmen İdare bakımından
bu uygulamalar devam etmektedir.
İnceleme elemanları bu kişilerin gerçekten suç
işleme niyet ve maksadıyla hareket edip
etmediklerini araştırıp bu durumun mevcudiyetini
gösteren olay ve hareketleri tespit etmek
zorundadır. Aksi halde inceleme eksik kalacağı gibi
İdare ispat yükünü de yerine getirememiş olacaktır.
Burada özellikle şahsi fikir ve tahminlerin dışında
somut olaylar ve bilgilerle bu durumun ortaya
konması gerekmektedir. Ceza hukuku bakımından da
azmettirmede temel nokta suçu işleyende herhangi bir
suç işleme niyet ve maksadının bulunmaması,
kendisinin azmettirenin telkinleri ile suç işlemek
için harekete geçmesi olup, suçu işleme niyetinin
bulunması halinde herhangi bir azmettirmeden de
bahsedilemeyecektir (Dönmezer-Erman, Nazari ve
Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt. II, İstanbul-1997,
s.523).
İnceleme raporlarında yer alan ifadelerde
"...yapıldığı anlaşılmaktadır", "bu amaçla
davranıldığı açıktır", "...niyetiyle hareket
etmiştir" gibi hiçbir somut olay veya bilgi ve
belgeye dayanmadan sadece soyut ifadelere
dayanılmaktadır. Bu gibi hukuken eksik ve ispat
yükünü yerine getirici nitelikte olmayan
değerlendirmeler dışında bazen telefonda kişilerin
birbiriyle yaptıkları genel nitelikte bazı
konuşmalar bile bu kişilerin aralarında bir ilişki
olduğu bu dinlemenin hukuka aykırılığı dahi
düşünülmeden kabul edilmektedir. Dolayısıyla hukuken
mevcut ve geçerli bir delile dayanılmadan yapılan
tarhiyatlar da hem davaların kaybedilmesine, hem
yargının yükünün artmasına yol açmaktadır. Bu durum
İdare'nin niyeti konusunda da ciddi kuşkular
yaratmaktadır.
Danıştay kararlarında da, "...vergi incelemesinin
amacının ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu
araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu
belirtilerek gerçek durumun vergiye esas alınacağı
ve incelemenin de bu amaca yönelik olması
gerekeceği" belirtilmiştir. Dolayısıyla vergi
inceleme elemanlarının vergi inceleme raporlarını
suçun hukuken tespitine yönelik olarak hazırlamaları
zarureti bulunmaktadır. İdare'nin bir an önce
kaybettiği davaları inceleyerek hukuki hataların
nerelerde ve kimler tarafından yapıldığını tespit
etmesi, gerekli önlemleri de derhal alması
gerekmektedir. Çağdaş bir Vergi İdaresi'nde vergi ve
hukukun bir araya getirilmesi gerektiği artık kabul
edilmelidir.
Hakan Üzeltürk
Dünya online / 18.06.2007
muhasebenet.net
|
|