Muhasebe Rehberi sayfasına gitmek için tıklayınız

Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

   MAKALELER                

ara

 Ana Sayfa 

Vergi  Rehberi 

Makaleler 

Danışma Hattı 

İş Hayatının Provası Staj 

           Güncel Bilgi Arşivi

          2007 Uygulamaları


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hüseyin BOZKURT

Yeminli Mali Müşavir

huseyinbozkurt@firatymm.com

22.07.2007

 


İHRACATTA VERGİ VE MUHASEBE UYGULAMALARI
 

1-Gümrük Beyannamesinde dikkat edilmesi gereken noktalar:

Gümrük beyannamesinde imalatçı adı yazılması unutulmaktadır. Bu durum ihraç kayıtlı satıştan doğan KDV iadelerinde sorun yaratmakta ve gecikmelere neden olmaktadır. Bu sorunun düzeltilmesi için ihracatçının yeminli mali müşavirinden bir tespit raporu istenerek, imalatçının vergi dairesine verilmesiyle giderilebilir.
Gümrük tarife pozisyon cetvelindeki eşya nevi ile alış faturasındaki, satış faturasındaki ve gümrük beyannamesindeki mal isimlerinin birbirine uymaması sorun yaratmaktadır. Mümkün olduğu kadar ihracatçı, satın aldığı malın cinsi ile (alış faturasındaki cinsi) satış faturası ve gümrük beyannamesindeki cinsinin aynı isimle yazılmasına dikkat edilmelidir. Bazen bu mal cinsleri (isimler) birbirini tutmamaktadır. Ve bu durum KDV iadelerinin gecikmesine ve alınamamasına neden olacağı gibi, girişi olmayan bir malın ihracat edildiği gibi bir yanlışa da sebep olmaktadır. Onun için ihracatçılarımızın en baştan malı alırken malın ismine dikkat etmesi ve satarken de aynı isimlerle satılmasına özen göstermesi gerekir. Bu tür yanlışlıkların alış faturalarındaki isim yanlışlıklarından kaynaklandığı gibi bazen de gümrük elemanlarının hatalarından da kaynaklanmaktadır.

Diğer bir konu ihracat tarihiyle ilgili yanlışlardır. İhracat yoluyla satışta satış faturasının kesilmesi ve malın sevkiyatının yapılması satışın tamamlandığını göstermez. Vergi mevzuatı açısından satışın gerçekleşmesi intaç ile mümkün olur. Dolayısıyla intaç tarihi teslim tarihidir. İntaç tarihi, bir malın ülkemizden çıkıp yurtdışına gönderilmesi tarihidir. Yani gümrük hattını geçiş tarihidir. Gerek KDV beyannamelerinde, gerekse gelir ve kurumlar vergisi açısından intaç tarihi hangi döneme denk düşüyor ise hasılat o dönemin hasılatı sayılır. Mesela, 28 Haziran 2006 da faturası kesilen, Gümrük beyannamesi açılan ve yüklemesi yapılan bir malın Habur sınır kapısından geçtiği tarih 1 Temmuz 2006 ise bu satış Temmuz-2006 KDV beyannamesine dahil edilecek ve Temmuz ayına ilişkin 3. Dönem geçici vergi dönemine hasılat kaydedilecektir. Satış faturasının Haziran ayına ait olması bir şeyi değiştirmemektedir. İntaç tarihinin esas alınmasının mantığı şuna dayanmaktadır. Yurtdışına çıkmamış bir mal ihracat satışı sayılmaz. Örneğin, ilgili Gümrük kapısı herhangi bir sebeple kapanırsa o mal ülke dışına çıkamaz ve dolayısıyla satış gerçekleşmemiş olur. Bu nedenle hep intaç tarihi esas alınmalıdır. Aynı şekilde 29 Aralık 2006 günü fatura edilen ve yüklenen bir mal
1 Ocak 2007 de yurtdışına çıkarsa; ihraç tarihi bu tarih olduğu için Ocak-2007 KDV beyannamesine dahil edilecek, 2006/ 4. dönemi değil, 2007/1.dönemi geçici vergisinde dikkate alınacak ve 2006 değil de 2007 hasılatına dahil edilecektir.

2-İhracat bedellerinin getirilmesinde dikkat edilecek noktalar:

İhracat bedelleri, ihraç edilen ülkedeki azami sürelere dikkat edilerek (6 ay, 1yıl gibi) yurda döviz olarak getirilmeli ve bu sürelerin aşılmaması gerekir. Aksi takdirde; 32 sayılı Türk parasının kıymetini koruma kararnamesi gereği, döviz kaçakçılığı suçu işlenmiş kabul edilir. Burada belirli sürede getirme ile ilgili ülkesine göre değişen belirli hadler, süreler ve getirme şekilleri ile asgari döviz getirme oranına dikkat etmek gerekir.
50.000 doların özelikle Irak’ da ki beyanname başına 100.000 doların altındaki dövizlerin süresinde gelmemesi kaçakçılık suçu sayılmamakla birlikte bankalar tarafından terkin uygulaması yapılmaktadır. Ancak, firmaların çoğu bu olayı yanlış yorumlamakta ve 50 bin ya da 100 bin USD dolarının altındaki gümrük beyannamelerinin dövizlerini hiç getirmemektedirler . Bu yorum doğru değildir. Çünkü, biraz yoğun çalışan bir firmanın bir sene sonra milyon dolarlara varan yurtdışı alacağı birikecektir. Muhasebede bunu nasıl kapatacaktır? İşte bunun için 50 ya da 100 bin doların altındaki paraları da usulüne uygun bir şekilde getirilerek muhasebeye intikali gerekir. Bir çok ihracatçı ve muhasebeci bu paranın getirilmesine gerek olmadığı yönünde bir görüşe sahiptir bu yanlıştır. Hatta, firma için risktir. Şöyle ki; milyon dolarlar alacağı birikmiş bir firmanın dövizin haziran 2006 ayında olduğu gibi ani yükselmesi durumunda %30’lara varan fiktif karları ve vergileri çıkacaktır. Onun içindir ki, her ihracatın bedelinin makul bir sürede getirilmesi iyi olur. Döviz kaçakçılığı açısından uygulanan mevzuat farklı, muhasebe ve vergi açısından uygulanan mevzuat farklıdır. Birine göre risk olmayan, diğerine göre sıkıntı yaratabilir.

Diğer önemli bir konu, dövizin hareketli olduğu dönemlerde mümkün olduğunca kur farklarından olumsuz etkilenmemek için, bir an önce dövizlerini getirip bozdurmalarında fayda vardır. Zira dövizin ani yükselmesi durumunda kur farkı gelirlerinden dolayı büyük vergilerle karşılaşabilirler.

Döviz bedellerinin getirilmesinde şu hususlara ayrıca dikkat edilmesi gerekir.

- Bankacılık sisteminin olduğu ülkelerde kesinlikle banka kanalıyla( akreditif, havale) ve süresinde getirilmesi,

- Bankacılık sisteminin olmadığı ülkelerden ihracat bedelinin getirilmesi sırasında gümrük kapılarında döviz beyan tutanağı (döviz dekleresi) düzenlettirilmesi gerekir.

- Her hangi bir şekilde 50 veya 100 bin doların altında olup bankacılık sistemi olmayan ülkelerden gelecek paraların, elden Türkiye’de ödenmesi vs. hallerinde gelen paranın bir şekilde DAB’(Döviz Alım Belgesi) a bağlanması muhasebe kayıtlarına döviz ya da YTL olarak girişinin yapılması gerekir.

Öte yandan, transit ticaret suretiyle yapılan ihracatlarda; mal bedelinin tamamının getirilmesi gerekir. Uygulamada bazı firmalar; ihracatçıya kalan kâra ilişkin dövizi getirmekte ve sadece bunu gelir yazmaktadırlar. Transit ticarette bir ihracattır. Normal ihracattan farkı yurt dışından temin edilen bir malın millileştirilmeden (Türkiye’ye sokulmadan) aynen ihraç edilmesidir. İhracat olması nedeniyle parayı o ülkeden ihracatçı getirmek zorundadır. Bu ihmal edilmemelidir. Irak için 100 000 USD dolarını aşması halinde hem döviz kaçakçılığı suçu işlenmiş olur, hem de vergi ve muhasebe uygulamaları açısından sıkıntı doğurabilir. O nedenle, transit ticarette mal bedelinin tamamı normal ihracattaki gibi yurda getirilmeli ve kayıtlara intikali sağlanmalıdır.

3-Teslim şekilleri ve nakliye ile ilgili konular:

Uygulamada sık görülen konulardan biri de FOT ve FOB satışlarda yani, çıkış limanı tesliminde; yurt dışı nakliye bedeli (navlun), sigorta alıcıya ait olduğundan, yanlış bir uygulama sonucu Türk nakliye şirketlerinin genelde faturayı satıcı (ihracatçı ) adına düzenledikleri görülmektedir. Bu uygulama yanlıştır. Ancak CIF satışlarda nakliye faturasını ihracatçı alıp, gider yazabilir. FOB VE FOT satışlarda nakliyenin gider yazılması ileride vergi cezalarına sebebiyet verir. Aynı şekilde sigortanın da gider yazılması yasalara uygun değildir.

İhracata gönderilen malların mutlaka nakliye sözleşmelerinin ve sigortalarının ülke mevzuatları ve durumları dikkate alınarak eksiksiz düzenlenmesinde fayda vardır. Ayrıca mal sigortaları ile ilgili istiap haddini aşan yüklemelerde sigorta ile ilgili hasar durumunda sorunlar çıkabilmektedir Bunlara dikkat edilmesi gerekir.

4-İhracatta KDV iadesiyle ilgili dikkat edilecek konular:

İhraç edilen malın, gümrük beyannamesindeki net kilogramları ile imalatçıdan temin edilen malın üretim kayıtlarındaki hammadde kilogramlarının (ölçülerinin) fire randıman oranları da dahil birbirine uyumlu olması gerekir. Bunun için muhasebesi sağlıklı, denenmiş, bilinen firmalardan mal temin edilmesinde fayda vardır. Zira KDV iadesi açısında yapılacak incelemelerde farklılıklar bulunduğu takdirde sıkıntı yaşanabilir.

Yine mal alınan yerlerin muhasebelerinin ve imalat kayıtlarının sağlıklı, Hammadde ve mal girdilerinin tarih ve miktar itibariyle uyumlu olması önem taşır. Bunun için ciddi firmalarla çalışılmasında fayda vardır. Aksi takdirde; firmalar KDV iadesi açısından sorunlar yaşayabilirler. Ayrıca başkasının ihracatına ortak veya başkasının ihracatını yapan firmaların, tanımadıkları bilmedikleri firmaların faturalarını almamaları, aldıkları takdirde risklerinin yüksek olacağını bilmeleri gerekir. Uygulamada bu tür problemlerin çok yaşandığı görülmektedir. Bunlara dikkat edilmesinde fayda vardır.

 

 

 

Copyrıght © 2005-2007  www.muhasebenet.net- www.muhasebenet.com - muhasebe rehberi. Her hakkı saklıdır.