Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

  TÜRKİYE' NİN MUHASEBE REHBERİ. "GÜNCEL MALİ MEVZUATLAR, YORUM, HABER"

 

 

 

-Muhasebe, Mevzuat, Yorum, Haber-13.06.2007-

--------------------------------------------------------------------

 
 

Şirketlerde kâr payı avansı dağıtımı
 

Maliye Bakanlığı tarafından 3 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 1 seri no'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile şirketlere, dönem sonunu beklemeden yıl içinde, ortaklarına kâr payı avansı dağıtabilme imkanı getirilmiştir. Söz konusu tebliğin "Avans kâr payı dağıtımı" başlıklı 15.6.6. maddesi ile yapılan bu düzenleme tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Zira daha önce, Maliye Bakanlığı dönem içi kâr dağıtımını kabul etmiyor, dönem içinde şirket ortaklarına verilen kâr payı avanslarını örtülü kazanç hükmünde sayarak, bu tür ödemelere faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürüyor ve bu konuda cezalı tarhiyat işlemi uyguluyordu. Ancak tebliğ ile, kurumlar vergisi mükelleflerinin, geçici vergi dönemleri itibarıyla doğan ticari kârları üzerinden, yıl sonunda elde edecekleri kârlarına mahsuben avans niteliğinde kâr payı dağıtımı yapabilmeleri öngörülmektedir. Buna göre, bir hesap dönemi içinde dağıtılabilecek toplam avans kâr payı, bir önceki yıla ait dönem kârının, ayrılmak zorunda olan yedek akçeler, vergi ve mali karşılıklar ile varsa geçmiş yıl zararlarının tamamı düşüldükten sonra kalan kısmın yarısını geçemeyecektir.

Yürürlükteki mevzuata bakıldığında, şirketlerde kâr dağıtımı konusunu düzenleyen Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Sermaye Piyasası Kanunu (SPK) olmak üzere iki kanundan TTK'da, kâr ve kâr payı hususlarında hükümler bulunmakla birlikte, yıl içinde "kâr payı avansı" dağıtılması konusunda bir düzenleme yoktur. SPK'nun 15/4.maddesine göre ise, halka açık şirketler bakımından temettü (kâr) avansı ödenmesi mümkündür. SPK'na göre halka açık şirketlerde yıl içinde kâr payı dağıtımı yapılabilmesi için, şirket ana sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunması ve genel kurul kararıyla ilgili yılla sınırlı olmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesi gerekmektedir.

Söz konusu tebliğ ile SPK'nın 15/4.maddesi paralelinde düzenleme yapıldığı görülmektedir. Tebliğe göre, kâr payı avansı dağıtabilmek için, kurumların ana sözleşmelerinde, avans kâr payı dağıtımı konusunda ve yıl sonunda zarar doğması veya yıllık kârın dağıtılan avans kâr payını karşılamaması halinde avansın geri çağrılmasına ilişkin hüküm bulunması ve genel kurul kararıyla da ilgili yılla sınırlı olmak üzere yönetim kuruluna bu konuda yetki verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Tebliğ ile halka açık şirketler dışındaki diğer sermaye şirketleri için de bu imkan getirilmiş olmaktadır.

Esasen TTK'da kâr payı avansı dağıtılması konusunda bir hüküm bulunmamakla birlikte, kâr payı avansı dağıtılmasına engel açık bir hüküm de yoktur. Ayrıca, halen TBMM'de bulunan T.Ticaret Kanunu Tasarısı'nın 509/3.maddesi ile "SPK'na tabi olmayan şirketlerde, kâr payı avansının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın bir tebliği ile düzenleneceği" de öngörülmektedir. Kimi yazarlarca da, dönem içi kâr dağıtımı konusunda yürürlükteki TTK'da bir engel olmadığı, bu konunun ticaret hukukunu ilgilendirdiği ve Maliye Bakanlığı'nın konusu olmadığı savunulmaktaydı. Ancak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu konudaki anasözleşme değişikliklerine izin vermiyor ve olumlu görüş de bildirmiyordu. Maliye Bakanlığı'nın söz konusu tebliğinden sonra adı geçen bakanlığın da olumlu görüş vermeye başladığı görülmektedir.

Görüldüğü üzere, yıl içinde kâr payı avansı dağıtımı koşulsuz olarak ve her şirkete tanınmış bir imkan olarak düzenlenmemiş, belirli koşullara bağlanmıştır. Ana sözleşmede, bu konuda ve zarar doğması veya yıllık kârın dağıtılan kâr payı avansını karşılamaması halinde avansın şirket tarafından geri alınacağı yönünde hükümler bulunacak; ayrıca genel kurul kararıyla da ilgili yılla sınırlı olmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmiş olması gerekecektir. Üstelik yıl içinde bu suretle dağıtılacak avans toplamı, bir önceki yıla ait dönem kârının, yasal yedek akçeler ve mali karşılıklar ile varsa geçmiş yıl zararlarının tamamı düşüldükten sonra kalan kısmının yarısını geçemeyecektir. Dolayısıyla, bir önceki yıl zarar edilmişse, yıl içinde kârlı da olunsa kâr payı avansı dağıtımı söz konusu olamayacaktır. TTK'nın 473.maddesinde, haksız yere ve kötü niyetle kâr payı alan pay sahiplerinin bunları geri vermekle yükümlü olduklarına ilişkin bir hüküm de bulunmaktadır.

Kaldı ki, sermaye şirketleri kâr etmek amacıyla kurulduklarından, kâr eden şirketlerin mümkün olduğu ölçüde ve istikrarlı bir şekilde ortaklarına kâr dağıtmasının arzu edilir bir hedef olması gerektiği açıktır. Nitekim TTK, yasal yükümlülükler ayrıldıktan sonra kârın dağıtılmasını hedeflemiştir, dolayısıyla kârın dağıtılması esastır.

Ayrıca, son otuz yıldır oldukça yüksek seviyelerde seyreden enflasyon nedeniyle, hesap dönemi sonunda dağıtılan kâr paylarının reel olarak bir anlam ifade etmediği bilinmektedir. Bu açıdan bakıldığında, son yıllarda enflasyon oranının düşmüş olması, şirket ortakları açısından kâr dağıtımını da cazip hale getirmiştir. Yıl sonunu beklemeden yıl içinde avans niteliğinde kâr dağıtımı yapılması, bunu daha da cazip hale getireceği gibi, sermaye şirketleri ve ortak ilişkileri bakımından da olumlu bir hava yaratacaktır.

Ancak belirtmek gerekir ki, TTK'da yapılacak bir düzenlemeyle veya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca bu hususta çıkarılacak bir tebliğle konunun düzenlenmesinden sonra, Maliye Bakanlığı tarafından tebliğ çıkarılması daha uygun olurdu. Bu aşamada en azından Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından da çıkarılacak bir tebliğle konunun düzenlenmesi, uygulamada doğabilecek tereddütleri önlemesi bakımından yararlı olacaktır.


Korel Açıkgöz

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Başmüfettişi
13.06.2007

 

MuhasebeNet.Net

 

                                                                                                                                              

Copyrıght © 2005-2006  www.muhasebenet.net- Türkiye'nin Muhasebe Rehberi. Her hakkı saklıdır.