Türkiye'nin Muhasebe Rehberi   I  Yayınlanan En Son Mevzuatlar  I  2010 Vergi Takvimi  I   2010 Yılı Muhasebe Uygulamaları  I  Beyanname Rehberi  
Ana sayfa Yasal Uyarı Künye Danışma Hattı Güncel Bilgi Arşivi

      Çalışma Hayatı Rehberi

 MUHASEBE GÜNCEL BÜLTEN :   21 TEMMUZ 2010

  Vergi Rehberi 

  2010 Çalışmaları 
  2010 Pratik Bilgiler 
  Staj - Stajyer Rehberi
  Maliye Rehberi
  BEŞ DAKİKA ARA !...
  Makale Rehberi

  Kanun-Mevzuat Rehberi  

  Sosyal Güvenlik Rehberi  

 

 
       
   

Bankadan ödenmeyen kiranın cezası kime kesilir
 

Maliye Bakanlığı'nın yaptığı düzenlemeye göre 500 lirayı geçen her kira bankadan ödenmek zorunda. Ev sahipleri kira gelirlerini banka dekontuyla ispat edemezlerse Maliye ceza kesebilir.

SORU: Sahibi bulunduğum daireyi kiraya vermiş bulunuyorum. Ancak kiracım kira bedelini bankaların almış olduğu masraf nedeniyle banka aracılığı ile göndermekten imtina ediyor. Konuyu Vergi Dairesi yetkilileri ile görüştüm. Yetkililer size ceza keseriz diyor. Böyle bir durumda ben dairemi kiraya vermekten mi vazgeçeyim?
CEVAP: Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 257'nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi hükmü olarak ‘Mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini, banka, benzeri finans veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik zorunluluğu getirmeye ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirlemeye' Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Bu yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı tarafından işyeri ve konut kiralama işlemlerine ilişkin yapılacak tahsilat ve ödemelerin banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsikine (kanıtlanmasına) ilişkin usul ve esasları belirleyen 268 seri no'lu Gelir Vergisi Genel Tebliğ yayımlanmış bulunmaktadır. (29.7.2008 gün ve 26951 sayılı Resmi Gazete)
Söz konusu tebliğin ‘Tevsik Zorunluluğunun Kapsamı' başlıklı (1) inci bendinde;
Bakanlığı verilen yetkiye istinaden,
- Konutlarda, her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin,
- İşyerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerinin 01.11.2008 tarihinden itibaren banka veya Posta Ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) tarafından düzenlenen belgelerle,
tevsik zorunluluğu getirilmiştir.
Aynı tebliğin tevsik zorunluluğu kapsamında olmayan tahsilat ve ödemelerin yer aldığı 3'üncü bendinde, her bir konut için aylık 500 TL'nin altındaki konut kira gelirleri ile mahkeme ve icra yoluyla yapılan konut ve işyeri kira gelirlerine ilişkin tahsilatların ve ayni olarak yapılan ödemelerin, tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamında olmadığı belirtilmiştir.
Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 257'nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendi ve buna dayanılarak çıkarılan 268 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğu getirilmiş olduğundan tevsik zorunluluğuna uyulmaması halinde, söz konusu belgeleri ibraz edemeyenlere cezai hüküm uygulanmayacaktır.
Dolayısıyla mesken kira gelirlerinde tevsik zorunluluğunu kendi kusuru bulunmaksızın yerine getiremeyen ev sahibi hakkında da cezai müeyyide uygulanabilmektedir. Konunun bu açıdan değerlendirilerek yapılan kira sözleşmelerine kira bedellerinin başlangıçta banka, finans kuruluşları veya posta idarelerince gönderilmesi koşulunun da konulması gerekmektedir. (V. Seviğ)

YARGI KARARLARINDA  KDV

1. Danıştay 9. Dairesi'nin E.2008/1701, K.2009/736 sayı ve 11.2.2009 tarihli kararı
"İhracatta Katma Değer Vergisi istisnasının getiriliş amacı, ihracatın teşviki ve döviz kazandırıcı faaliyetlerde rekabetin desteklenmesi olup bu amaçla mal ve hizmet ihracında Katma Değer Vergisi istisnası getirilmiştir. Günümüzde mal ve hizmet ihracı gümrük hattı dışında sayılan serbest bölgelere de yapılabilmektedir. Serbest bölgelerin kuruluş gayesi de buraya yapılacak teslim ve hizmet ifasıyla yine döviz kazandırılmasıdır. KDVK'da mal tesliminde Katma Değer Vergisi istisnası için serbest bölgelerin açıkça sayılarak serbest bölgeye yapılan teslimlerin yurtdışına yapılmış sayılması, ancak hizmet ihracında Katma Değer Vergisi istisnasında serbest bölge ifadesine yer verilmediği görülmekteyse de bu durum, yurtdışı ifadesine siyasi ve coğrafi anlam yüklenilmesi halinde geçerli olmakla birlikte ticari ve ekonomik anlamda serbest bölgelerin yurtdışı kabul edilmesi gerektiği gerçeğini değiştirmemektedir. Bu nedenle ihracatı ve döviz kazandırıcı faaliyetleri desteklemek amacıyla kurulan serbest bölgelere yapılan hizmet ifasının yurtdışı sayılmaması, hukuka aykırı olacaktır. Kaldı ki serbest bölgelere yapılan hizmet ifasının mal tesliminden farklı olmadığını gören yasa koyucu tarafından 3065 sayılı Kanunun 12. maddesine 6.6.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 12/e maddesiyle eklenen b fıkrasının 3. bendinde serbest bölgelere yapılan fason hizmetlerin Katma Değer Vergisi istisnasından yararlanmasını getiren düzenleme yapılmıştır. Bu durumda davacının serbest bölgedeki firmaya yaptığı fason işçilik hizmetinin Katma Değer Vergisi istisnasından yararlandırılmaması yoluyla mahsuben yapılan iadenin geri istenilmesi amacıyla adına salınan Katma Değer Vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasında isabet görülmediğinden, aksi yönde verilen mahkeme kararında isabet bulunmamaktadır."

2. Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.2006/50, K.2006/286 sayı ve 18.10.2006 tarihli kararında
"Mal teslimi ve hizmetin yapılması ile vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden, bedelin döviz olarak hesaplanması halinde vergiyi doğuran olayın meydana geldiği teslim tarihindeki cari kur üzerinden muhasebeleştirilerek gelir kaydedilmesi gerekmekte olup dövizin farklı zamanlarda ödenmesi nedeniyle oluşabilecek kur farklarının, bu bedeli menfi veya müspet olarak etkilemesi düşünülemez. Nitekim kanunun 20. maddesinde bedel kavramı açıkça tanımlanmış olmasına rağmen kanun koyucu aynı kanunun 24. maddesinin c bendinde vade farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzeri adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin matraha dahil olduğunu kurala bağlamış, ancak kur farkına bunlar arasında yer vermemiştir. Bu durumda, döviz üzerinden yapılan vadeli satışlarda, senedin tahsil edildiği tarihte malın teslimi ile oluşan vergiyi doğuran olay tarihine göre ortaya çıkan menfi veya müspet kur farklarının bedel kavramına dahil olmadığı, kur farkının kanunun 24/c maddesinde matraha dahil olduğu belirtilen unsurlar arasında sayılmadığı açık olduğundan, Katma Değer Vergisi'ne tabi tutulmasına hukuken olanak bulunmayıp ihtirazi kayıtla ödenen Katma Değer Vergisi'nin yükümlüye iadesi gerektiğinden"

ÖZELGELERDE BELGE DÜZENİ

1. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 27.4.2009 tarihli ve 1234 sayılı özelgesi
"VUK'nın mükerrer 257. maddesiyle Maliye Bakanlığı'na tanınan yetki kapsamında yapılan düzenlemeler gereğince, bilanço ve işletme hesabı esasına göre defter tutan ve alkollü içki servisi yapan gece kulüpleri, diskotek, bar, pavyon, gazino, meyhane, lokanta, kafeterya ve pastane gibi işletmelerin adisyon fişi kullanmaları zorunludur. 185 seri no'lu VUK Genel Tebliği düzenlemesi gereğince, toptan oto yedek parça satışı ve restoran işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükellefin, alkollü içki servisleri hizmeti de veren şubesinde, müşterilerden sipariş alınırken iki örnek adisyon fişi düzenlemesi ve müşterinin masasında bırakması, bilahare alınan siparişlerin fişi işlenmesi ve müşterinin hesap ödemesi esnasında adisyon fişine istinaden ödeme kaydedici cihaz fişi veya faturanın tanzim edilmesi gerekir. Adisyon fişinin masada bulunması zorunluluk olup, bilgisayarda adisyon fişi düzenlenmesinin ise şirketin iç kontrolü ile ilgili olup düzenlenmesinde bir sakınca bulunmamaktadır."

2. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 17.9.2008 tarihli ve 9436 sayılı özelgesi
"VUK'nın 234. maddesinde, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyeti olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde olduğu düzenlenmiştir. 230 seri no'lu VUK Genel Tebliği'nde noter satış sözleşmesinin de düzenlenebileceğine yer verilmiş ise de bu düzenleme yalnızca basit usuldeki mükelleflerin taşıt satışları açısından öngörülmüş olup, gerçek usulde vergilendirilen mükellefler açısından böyle bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu açıklamalarla araç alım satımı faaliyeti ile iştigal eden firmanın, vergi mükellefiyeti olmayan kişilerden noter satış senedi ile satın aldığı taşıtlar için gider pusulası düzenlemesi de gerekmektedir."
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz / referans

 
Yasal Uyarı
 
 
   

 
 

 

 

 
  ▼ Yayınlanan En Son  Mevzuatlar   (Sitenize ekleyebilirsiniz)


Copyrıght  © 2005-2010 www.muhasebenet.net www.muhasebenet.com. Her hakkı saklıdır.