Türkiye'nin Muhasebe Rehberi   I  Yayınlanan En Son Mevzuatlar  I  2010 Vergi Takvimi  I   2010 Yılı Muhasebe Uygulamaları  I  Beyanname Rehberi  
Ana sayfa Yasal Uyarı Künye Danışma Hattı Güncel Bilgi Arşivi

      Çalışma Hayatı Rehberi

 MUHASEBE GÜNCEL BÜLTEN :   25 AĞUSTOS 2010

  Vergi Rehberi 

  2010 Çalışmaları 
  2010 Pratik Bilgiler 
  Staj - Stajyer Rehberi
  Maliye Rehberi
  BEŞ DAKİKA ARA !...
  Makale Rehberi

  Kanun-Mevzuat Rehberi  

  Sosyal Güvenlik Rehberi  

 

 
       
   

İştirak satış zararı giderleştirilemez
 

SORU: Gıda toptancılığı, üretim ve pazarlama işi ile uğraşan bir anonim şirketiz. İştiraklerimizden birisini satmış bulunuyoruz. Bu satıştan dolayı da zarar ettik. Söz konusu zararı dönem kazancından indirim konusu yapabilir miyiz?

YANIT: Kurumlar Vergisi Yasası'nın 5/1-e maddesi gereği olarak "Kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların yüzde 75'lik kısmı kurumlar vergisinden bağışık tutulmuştur.
Kurumlar Vergisi Yasası'nın 5'inci maddesinin 3 fıkrasında da özel olarak hükme bağlandığı üzere "iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum Kazancından indirilmesi kabul" edilmemektedir.
Sözü edilen hükmün gerekçesinde de ifade edildiği üzere "Kurumlar vergisinden istisna edilen kazançların elde edilmesi sırasında zarar doğması halinde bu zararların gider fazlalığından kaynaklandığı için istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararların da giderlerde olduğu gibi kurum kazancından indirilmemesi gerekir. Dolayısıyla, kurumlar vergisinden istisna edilen kazancın elde edilmesi sırasında giderlerin yanı sıra gider fazlalığından doğan zararlarda aynı kapsamda değerlendirilerek konuya ilişkin olarak ayrı bir düzenleme yapılmıştır.
Kurumlar Vergisi Yasası'nın 5'inci maddesinin 3'üncü fıkrası Kurumlar Vergisi Yasası ile özel yasalarda yer alan kurumlar vergisinden bağışık kazançları kapsamaktadır. İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, söz konusu hüküm gereği olarak kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderlerin "kanunen kabul edilmeyen" gider olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna paralel olarak, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançların elde edilmesi sırasında zarar doğması halinde bu zararların da istisna kapsamı dışındaki gelirlerden indirilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla söz konusu düzenleme, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olarak yapılan giderlerin, kurumun vergiye tabi diğer kazanç tutarının tespitinde kurum kazancını azaltıcı veya kurum zararlı ise bu zararı arttırıcı bir unsur olarak indirim konusu yapılamayacağını hükme bağlamış bulunmaktadır.
1 Sayılı Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirim konusu yapılamayacağı belirtilmiştir. Bir başka anlatımla iştirak hisselerinin satışından doğan zararın "Kazancı istisna olan bir gelir unsurunun kaynağı ne olursa olsun ortaya çıkan zararının kabul edilmemesi" ilkesine bağlı olarak matrahtan indirimi veya zarar artırıcı bir unsur olarak dikkate alınması mümkün değildir. (V. Seviğ).


YARGI KARARLARINDA

EMLAK VERGİSİ

1. Danıştay 9. Dairesi'nin E.2005/5384, K.2006/1313 sayı ve 13.4.2006 tarihli kararı
"Vergi mahkemesince davacı vakfın, vergisi uyuşmazlık konusu binaları kendi okullarına kiraya vermek suretiyle kira bedeli aldığı, dolayısıyla Emlak Vergisi Kanunu'nun 4/m bendi uyarınca muafiyet kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vakfın kendisine ait binalardan aldığı ücretin, Vakıflar Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın tenkiti üzerine alınması öngörülen ve her yıl miktarı vakıf ekspertiz şirketince belirlenen bir bedel olduğu, diğer bir ifade ile hukuken geçerliliği bulunan kira sözleşmelerine istinaden alınan kira bedeli olmadığı anlaşıldığından, vakfın bina vergisi yönünden muafiyet kapsamında görülmemesinde hukuka ayarlık bulunmamaktadır. Bu durumda, Bakanlar Kurulu kararıyla vergi muafiyeti tanınan davacı vakfa ait binalar, 1319 sayılı EVK'nın 4/m maddesinde öngörülen vakıf senedindeki cihete tahsis edilmiş ve kiraya verilmemiş olma koşullarını birlikte taşıdığından bina vergisinden muaf olduğu açıktır."
2. Danıştay 9. Dairesi'nin E.2006/486, K.2007/1597 sayı ve 3.5.2007 tarihli kararı
"Davacı şirketin (…) AŞ olan unvanını, (…) AŞ olarak değiştirerek bunu tapu kütüğüne tescil ettirmesinde, tapuya kayıtlı taşınmazların malikinin değişmediği, sadece bu taşınmazların malikinin unvanının değiştiği, Emlak Vergisi Kanunu'nun 33/6. maddesinde belirtilen mükellefin değişmesi halinin gerçekleşmediği, anılan fıkrada bahsedilen mükellefin değişmesinin üçüncü kişilere devir halinde söz konusu olacağı, unvan değişikliğinin mükellef değişikliği anlamına gelmediği açıktır. (…) Bu durumda, davacı şirketin mükellef değişikliğine ilişkin bildirimi süresinde yapılmadığından bahisle kesilen cezada yasal isabet yoktur."
3. Danıştay 9. Dairesi'nin E.1997/3722, K.1998/2442 sayı ve 10.6.1998 tarihli Kararı;
"Yükümlü şirkete ait olan taşınmazlar, idare mahkemesinin iptal hükmü uyarınca vergilerin tarh döneminde (...) Belediyesinin mücavir alanı içinde bulunduğundan ve ayrı bir tüzel kişiliği olan (…) Belediyesine yapılan ödemeler davalı belediyeye ödeme anlamına gelmeyeceğinden ödeme emrinin onanması gerekirken dava kabul edilerek terkin edilmesinde yasal isabet görülmemiştir. Öte yandan, yükümlünün (…) Belediyesine yanlışlıkla ödediği vergileri, Vergi Usul Kanunu'nun ‘düzeltme ve şikayet' müessesesi yoluyla zamanaşımı süresi olan 5 yıl içinde geri alması olanağı da bulunmaktadır."
4. Danıştay 9. Dairesi'nin E.2007/2145, K.2007/4981 sayı ve 13.12.2007 tarihli Kararı;
"Emlak Vergisi Kanunu'nun muafiyetlere ilişkin 14. maddesinin (g) fıkrasının uygulanması ile ilgili 17 seri no'lu Emlak Vergisi Genel Tebliği'nin "Arazi vergisi ile İlgili Değişiklikler" başlıklı III/1 Bölümünde de; "Emlak Vergisi Kanunu'nun 14'üncü maddesine eklenen ( g ) fıkrası ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden daimi olarak muaf tutulmuştur. Ancak, anılan yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazilerden ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılanlar için bu muafiyet uygulanmayacaktır." açıklaması bulunmaktadır. Anılan 14. maddenin (g) fıkrası hükmüne göre bir arazinin emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanabilmesi için; belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunması, kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanılmaması gerekmektedir. Öte yandan, anılan Kanunun 12. maddesinde Kanunun diğer maddelerinde geçen arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtildiğinden ve 14. maddenin (g) fıkrasının parantez içi hükmünde de gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç ibaresi yer aldığından, sözü edilen maddedeki ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanmama şartının sadece araziler için geçerli olmayıp, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş araziler için de geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, vergisi ihtilaflı arsanın belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu görülmektedir. Olayda, davacıya ait belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan söz konusu arsanın kiraya verildiği veya ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı yolunda herhangi bir iddia ve tespit bulunmaması karşısında, taşınmazın mevcut haliyle Yasa'da daimi muafiyet için öngörülen şartları taşıdığı, bu nedenle de, emlak vergisinden daimi muaf tutulması gerektiği sonucuna varıldığından, söz konusu verginin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde isabet görülmemiştir."
5. Danıştay 9. Dairesi'nin E.2000/1167, K.2000/2252 sayı ve 29.6.2000 tarihli Kararı;
"(…) 1996 yılında yapılan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyeti kamulaştırmayı yapana idareye geçtiğinden ve bu durumda kamulaştırılan taşınmaza ait emlak vergisi kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceğinden, yükümlünün kamulaştırmadan sonraki yıl olan 1998 yılı emlak vergisi ödeme mükellefiyeti bulunmayıp, adına ödeme emri düzenlemesinde ve mahkemece bu ödeme emrinin onanmasında isabet görülmemiştir."


ÖZELGELERDE

BSMV

1. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21.8.2009 tarih ve 79553 sayılı özelgesi;
"2008/6 sayılı İhracat, Transit, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Tebliği'nin 4. maddesinde yer alan düzenlemeler gereğince, teşvik mevzuatı çerçevesinde sigorta şirketlerinin, tebliğ konusu faaliyetlerle ilgili olarak yaptıkları bütün hizmet ve muameleler dolayısıyla kendi leh ve namlarına nakden ve hesaben aldıkları paralar BSMV'den istisnadır. Ancak, ihracatla ilgili olarak istisnadan yararlanılabilmesi için, sigorta konusu işlemin doğrudan ihracatla ilgili olması gerekir. Bu sebeple, ihracatçı firmaların makine ve tesislerine sigorta yaptırması işlemi doğrudan ihracatla ilgili bir işlem olmadığından, söz konusu tesis ve teçhizata sigorta yapılması işleminin BSMV'den istisna sayılması söz konusu değildir."
2. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 8.5.2007 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.17.01/BSMV-2007 sayılı özelgesi;
"6802 sayılı Kanunu düzenlemeleri uyarınca, banka, banker ve sigorta şirketleri BSMV mükellefi olarak kabul edilmiştir. Yine aynı Kanunun 27. maddesinde ise, bu kanun hükümleri gereğince yapılacak özelleştirme uygulamalarına ilişkin işlemler (danışmanlık hizmeti alımları ile nihai devir işlemlerine ilişkin sözleşmeler dahil) katma değer vergisi hariç her türlü vergi, resim ve harçtan muaf kabul edilmiştir. Söz konusu hükümden de anlaşılacağı üzere istisna mükelleflere değil doğrudan işlemlere tanınmıştır. Buna göre, anonim şirket hisselerinin yüzde 55'inin Özelleştirme İdaresi başkanlığınca satışa sunulması sonucu ihaleyi kazanan anonim şirket lehine banka tarafından Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın yetkili kıldığı TC Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'na hitaben verilecek teminat mektubu ile ilgili olarak anonim şirketten alınacak komisyonlar, söz konusu teminat mektubunun düzenlenmesi aşamasında teminat tutarı üzerinden bir defaya mahsus alınacak düzenleme komisyonu da dâhil BSMV'den istisna olacaktır."
3. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 12.1.2010 tarih ve 1371 sayılı özelgesi;
"2008/6 sayılı İhracat, Transit, İhracat Sayılan Satış Ve Teslimler İle Döviz Kazandırıcı Hizmet Ve Faaliyetlerde Vergi, Resim Ve Harç İstisnası Hakkında Tebliği'nin ‘Belgeli İşlemler' başlıklı 6. maddesinin 3/k bendi ile uluslar arası taşımacılıktan döviz olarak kazanılan navlun bedellerinin yurda getirilmesi kaydıyla kara, deniz veya hava ulaştırma hizmetleri ve faaliyetleri, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler arasında sayılmıştır. Buna göre, şirketin hava taşımacılık faaliyetine yönelik düzenlenen ve taşımacılık faaliyetinde kullanılan uçağın gövdesi ile taşınan yolcular, mürettebat ve uçuş sırasında zarar görebilecek üçüncü şahısları kapsayan ferdi kaza ve sorumluluk sigortasının, söz konusu sigortalı şirketin almış olduğu vergi, resim ve harç istisnası belgeleri kapsamında ve süresinde olması kaydıyla BSMV'den istisna edilmesi mümkündür."
Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz / Referans

 
Yasal Uyarı
 
 
   

 
 

 

 

 
  ▼ Yayınlanan En Son  Mevzuatlar   (Sitenize ekleyebilirsiniz)


Copyrıght  © 2005-2010 www.muhasebenet.net www.muhasebenet.com. Her hakkı saklıdır.