Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

  MUHASEBE MAKALELER :   03 Aralık 2009

  Ana sayfa

  2010 Yılı Çalışmaları

  Pratik Bilgiler

  Staj - Stajyer Rehberi

  Kanun-Mevzuat Rehberi

  Sosyal Güvenlik Rehberi  

  Muhasebe Bilgi Rehberi 

 Tekdüzen Hesap Planı

 

 

 


Ali URAL

Vergi Denetmeni
ural.2007@hotmail.com

03.12.2009

 

KANUNİ  SÜRESİNDEN  SONRA  VERİLEN  BEYANNAMELER VE PİŞMANLIK  MÜESSESESİ

 

            Türk Vergi Sistemi , beyana dayalı bir vergilendirme sistemi olup, genel uygulamada vergiler mükelleflerin beyanı üzerinden  tarh edilmektedir.Böyle olunca , bu sistemde beyannameler büyük bir önem kazanmakta, hem mükellefler  açısından hem de vergi idaresi açısından esas kaynak olmaktadırlar. Beyannamelerin verilme zamanı her vergi türü için , ayrı ayrı kendi kanunlarında düzenlenmiştir. Mükellefler  kimi zaman bilerek kimi zaman da bilmeyerek beyannamelerini süresinde verememekte,  veya süresinde vermiş olmakla birlikte eksik beyanda bulunmakta, böylelikle verginin eksik tahakkuk ettirilmesine neden olabilmektedirler.Kanun koyucu tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda , böyle olası durumlar için de gerekli düzenlemeler yapılmış ve uygulamada bu düzenlemelere riayet edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 

            213 Sayılı VUK’nun 341.maddesinde ,“Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.” Denilmektedir.

            213 Sayılı VUK’nun 344.maddesinde ise; “ 341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

            Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.” denilmekte, aynı maddenin son fıkrasında da “ Vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra verilenler hariç olmak üzere, kanuni süresi geçtikten  sonra verilen vergi beyannameleri için bu madde uyarınca kesilecek ceza yüzde elli oranında uygulanır.”Hükmü yer almaktadır. Süresinde verilmeyen beyannameler için ayrıca, 352.maddenin I-1.bendi uyarınca usulsüzlük cezası kesilir.

           Kanuni süresinden sonra verilen beyannamelerle ilgili bir düzenleme de, 213 Sayılı VUK’nun “Pişmanlık ve Islah” başlığını taşıyan 371.maddesinde yer almıştır.Maddede  “ Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

            1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.).

           2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde her hangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması.

          3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde tevdi olunması.

          4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi.

          5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak onbeş gün içinde ödenmesi.

          Bu madde hükümleri, emlak vergisi ile ilgili olarak uygulanmaz.” Denilmektedir.

          Buradaki düzenleme, süresinde verilmiş olmakla beraber, eksik tahakkuk ettirilen vergilerle de ilgilidir.

           Pişmanlık hükümleriyle verilen beyannamelerle ilgili en önemli hususlardan bir tanesi de, 359.maddede sayılan suç ve cezalarla ilgili olan kısmıdır.

           Çünkü 213 Sayılı VUK’nun 359.maddesinin sondan bir önceki fıkrasında “371 inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.” denilmekte, böylelikle 359.maddede sayılan kaçakçılık suçlarını işleyenlerden , pişmanlık şartlarına uygun olarak beyanda bulunanlar hakkında 359.maddede sayılan cezaların uygulanamayacağı yasal güvence altına alınmıştır.Vergi incelemeleri sırasında, sahte fatura kullandığı tespit edilen mükellef, eğer pişmanlıkla hükümlerine göre beyanda bulunmuşlarsa, inceleme elemanlarınca mükellef hakkında savcılığa suç duyurusu raporu düzenlenememektedir.Uygulamada özellikle sahte fatura kullanan mükelleflere  büyük avantaj sağlayan pişmanlık müessesi, sadece fiilleri işleyenlere değil bu fiillere iştirak edenlere de avantaj sağlamaktadır. Kasıt unsuru gözetilmeksizin, bilerek veya bilmeyerek 359.maddede sayılan suçları işleyenler , pişmanlıkla beyanda bulunup ziyaa uğrattıkları vergiyi pişmanlık hükümlerine göre beyan edip ödediklerinde 359.maddede sayılan hürriyeti bağlayıcı cezalardan kurtulmaktadırlar. Ancak bu müessesenin sahte fatura düzenleyicileri için bir koruma sağlayıp sağlayamayacağı da bence tartışılması gereken bir konu.

           5811 sayılı yasayla uygulamaya konulan varlık barışı uygulaması da,  süresinden sonra verilen beyannamelere örnek olarak gösterilebilir.31.12.2009 itibariyle uygulaması son erecek olan bu yasada , beyanda bulunan mükelleflere  çok büyük avantajlar sağlanmaktadır.

          Özellikle 5917 sayılı yasayla , Kanuna eklenen maddeler ile uygulama alanı daha da genişletilmiş, sahte fatura kullananlar da kapsama alınmıştır.Ancak 5811 sayılı yasa, 213 sayılı VUK’nun  359.maddesinde geçen hürriyeti bağlayıcı  cezalarla ile ilgili bir koruma sağlamamaktadır.Yani mükellef hakkında yapılan incelemede, inceleme elemanı tarafından mükellefin bilerek sahte fatura kullandığı kanaatine varılması durumunda; vergisel yönden mükellefin 5811 sayılı Kanun hükümlerine göre beyan ettiği tutardan, inceleme sonucu bulunan haksız vergi indirimi mahsup edilir, inceleme raporu ile herhangi bir vergi tarhiyatı önerilmemesi durumunda bile, sahte fatura kullanılması ile ilgili mükellef hakkında suç duyurusu raporu düzenlenir. Bu durum da  tartışma yaratacak ve yorum farklılıklarına yol açabilecek bir durum.Kanımca 5811 sayılı Kanunda , bu konuyu açıklığa kavuşturacak bir düzenlemenin yer almış olması , hem mükellefler  açısından hem de vergi idaresi açısından yol gösterici olacaktı.

          213 sayılı VUK’nun 359.maddesinde sayılan kaçakçılık suçları, vergi ziyaına  oldukça bağlı olan suçlardır. Yukarıda da bahsedildiği gibi, pişmanlık hükümlerine göre beyanda bulunan mükellefin , 359.madde sayılan suçlarlardan dolayı cezalandırılamaması  , kaçakçılık suçlarının vergi zıyaına bağlı olduğunu doğrular nitelikte bir düzenlemedir. Nitekim, 359.maddede  geçen özellikle sahte fatura kullanma fiili ile ilgili davalarda, ceza mahkemeleri , çoğu zaman vergi ziyaının olup olmadığını göz önüne almaktadırlar. 

 

Ali URAL
Vergi Denetmeni

ural.2007@hotmail.com
www.muhasebenet.net

03.12.2009
 

 
  ▼ Yayınlanan En Son  Mevzuatlar   (Sitenize ekleyebilirsiniz)


Copyrıght © 2005 -2008  www.muhasebenet.net- www.muhasebenet.com - Türkiye'nin muhasebe rehberi. Her hakkı saklıdır.