|
SSK,
sigortasız çalıştırılan işçiden
prim
talep edemez
Annemi yıllarca sigortasız
çalıştıran işyerini dava ettik ve mahkemeyi kazandık.
2007 Nisan ayında da emeklilik müracaatında bulunduk.
Kazandığımız mahkeme ilamını da Konya SSK'ya sunduk.
Ancak işverenin ödemediği primleri bizden istediler. En
son 7 Nisan 2008 tarihli 46.574 sayılı yazı ile bize
şunu dediler: "TC Beyşehir Asliye Hukuk (İş)
Mahkemesi'nin 2004/296 esas ve 2005/488 karar ve
Yargıtay 21'inci Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2006/2787
esas ve 2006/16491 karar No'lu Yargıtay ilamı ile
düzenlenen bildirge ve bordrolar ile ilgili oluşan prim
bedellerinin zamanaşımına giren kısmının sigortalı
tarafından ödenmesi gerekmektedir. Ödenmemesi durumunda
tespit edilen günlerin işleme alınmayacağının
bilinmesini bilgilerinize rica ederiz." Bu yazı ile
bildirilen prim borçlarını da ödedik. 2007 Nisan ayından
itibaren biriken aylıklarımızı toplu olarak alabilir
miyiz? Hanife Tunç'un oğlu Yakup Tunç
SSK, işverenden prim tahsil eder. İşveren prim ödememiş,
SSK ise bu durumda işçiyi cezalandırıyor. Bunu hukuka
aykırı bir şekilde yapıyor. Normal şartlarda primlerin
ödenip ödenmemesi işçinin görevi ve sorumluluğunda
değildir. SSK, bu yasadışı işlemi 25 Şubat 1982 tarihli
2952 sayılı genelgesi ile talimatlandırmış ve SSK
müdürlüklerine göndermiştir. Bu genelge Yargıtay 10.
Hukuk Dairesi'nin 13.04.1981 gün, Esas: 1981/608 ve No:
2253 sayılı kararına dayandırılıyor. Ancak dayanak
olarak alınan mahkeme kararıyla genelgenin doğrudan bir
alakası yok. Çünkü, genelgede bahsi geçen mahkeme kararı
kötü niyetli bir işçinin davranışlarıyla ilgili.
1- Mahkemeye veren kazanır
Mahkemeler ve Yargıtay'dan, SSK'nın bu genelgenin tam
tersi kararlar çıkmaktadır. Mesela, Gaziantep İş
Mahkemesi'nin 28.2.2006 tarih ve 1285-189 esas numaralı
kararının temyizi sonrasında Yargıtay 21. Hukuk
Dairesi'nin 2006/3797 esas ve 2006/13179 karar sayılı
27.11.2006 günlü kararına konu olayda; Gaziantep İş
Mahkemesi'nin Yargıtay tarafından onanan kararıyla,
işçinin 15.4.1989-30.9.1997 tarihleri arasındaki 5 yıl 5
ay 15 günlük (toplam 1.965 gün) sigortalı çalışmalarının
tespitine karar verildiği, davacının 22.4.2003 tarihli
dilekçe ve mahkeme kararı ile tespiti yapılan sürenin
sigortalılık süresine eklenmesini talep ettiği, kurumun
işverenden primlerin tahsili için gerekli işlemleri
yaptığı, ancak tahsilini sağlayamadığını belirtip,
mahkeme kararı ile tespit edilen süreye ait primler
işverence ödenmediğinden emeklilik için gereken süreye
dahil edilmeyeceğini, işveren primlerini işçinin
ödemesini aynen sizde olduğu gibi bildirmiştir. İşçi de
bunun üzerine yeniden İş Mahkemesi'ne gitmiştir.
Davacı işçi, yaşlılık aylığına hak kazandığının
tespitini istemiş, mahkeme ise sigortalı çalışmalarından
bir kısmının hizmet tespiti davası yoluyla elde
edildiğini ve bu hizmetlere ilişkin primlerin işveren
tarafından kuruma yatırılmadığını, primleri tahsil
edilemeyen sürenin sigortalılık süresine
eklenemeyeceğini, dolayısıyla prim ödeme gün sayısı
koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle istemi reddetmiştir.
(Bugüne kadar kuruş prim ödememiş belediye ve resmî
kurum işçileri nasıl emekli ediliyor sormak gerek.)
Mahkemenin reddetmesi üzerine işçinin talebiyle temyize
(Yargıtay'a) gidilmiştir.
2- Yargıtay'dan tokat gibi cevap
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi olayı incelemiş ve en iyi
şekilde karar vermiştir. "506 sayılı yasanın 79/10.
maddesinde 'yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren
tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit
edilmeyen sigortalıların çalışmalarını, hizmetlerinin
geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde
mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile
ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında
belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün
sayılarının nazara alınacağı' belirtilmiştir. Yasada
başka bir koşul öngörülmemiş olup, prim borçlarının
ödenmesinden işverenler sorumlu olduğuna, ödenmeyen
primlerin tahsil ve takibinden de kurum yetkili ve
görevli bulunduğuna göre, yasanın öngördüğü şekilde
çalışmaları bildirmeyen işveren ve çalışmayı tespit
etmeyen kurumun bu davranışlarının sonucu sigortalıya
yüklenmemelidir. Aksi bir düşünce sigortalının hiçbir
zaman yaşlılık aylığına ulaşamaması gibi bir sonucu da
doğurabilir, bu da sosyal güvenlik ilkeleri ile
bağdaşmaz." diyerek mahkemenin verdiği kararı bozmuştur.
3- Hakkınızı almak için dava açın
Aslında işverenin yatırmadığı primleri ödemek zorunda
değildiniz. Şimdi yapmanız gereken şu: SSK'ya ödediğiniz
işveren borçlarını geri almak ve 2007 yılı Nisan ayından
beridir bekleyen emeklilik işleminin sonlandırılması
için yukarıda verdiğim örnek karara göre Sosyal Güvenlik
Kurumu'na devredilen SSK'yı dava edin. Ancak önce
emeklilik müracaatınıza ne cevap verilecek diye Bilgi
Edinme Kanunu çerçevesinde SGK Başkanlığı'na (www.sgk.gov.tr)
emeklilik başvurunuzun akıbetini sorun. Gelen cevap
olumsuz ise gidip İş Mahkemesi'nde ikinci bir dava daha
açın. Bu davada hem reddedilen emeklilik müracaatınızı
hem de işveren yerine ödediğiniz paraları geri isteyin.
Davayı kazanınca birikmiş aylıklarınızı da alırsınız.
Babalık davası tamamsa kız yetim aylığı alır
Diyarbakır'da avukatım. Sorun şu: Müvekkilimin annesi
yaşıyor, babası 1994'te ölmüş. Ancak resmi nikâhları
yok. Müvekkilenin yaşı 30 civarında ve maddi olarak kötü
durumda. Babalık davası ve tanıma koşulları
oluşmadığından veraset davası açtık. Yargılama
neticesinde müvekkilenin babasına varis olduğuna dair
veraset belgesi aldık. Bu şekilde SGK'ya başvurduğumuzda
ise yetim aylığı talebimiz reddedildi. Üst merciye
yaptığımız başvuru henüz sonlanmadı. Bu konuda
düşüncenizi belirtirseniz ve varsa Yargıtay kararı
sunarsanız sevinirim. Ahmet Muhtar Coşacak
Kız çocuklarının babalarından yetim aylığı
alabilmelerinin şartlarından ilki kızın babasının adının
nüfusta kayıtlı olmasıdır. Babalık davası kabul görmüşse
kız (diğer şartları varsa) babası üzerinden yetim aylığı
alır. SSK'nın kıza yetim aylığı bağlayabilmesi için
vukuatlı nüfus kayıt örneğinde babasının adının yazıyor
olması yeterlidir. Ana-babası arasında nikâh olup
olmamasının önemi yok. Sanırım sizin olayınızda
(belirtmemişsiniz ama) çocuğun ya nüfus kaydı yok veya
baba adı kısmında müteveffa babanın adı yazmıyor olsa
gerek. Şayet, nüfusta babasının adı yazıyorsa başkaca
bir şart aranmaksızın kıza yetim aylığı verilmelidir.
Nüfusta baba ismi yazmıyorsa 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu'nun 68. maddesine göre, "Sigortalı
tarafından evlat edinilmiş, tanınmış veya nesebi
düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocukları
ile, sigortalının ölümünden sonra doğan çocukları,
bağlanacak aylıktan ... yararlanır."
Ayrıntı vermemişsiniz ama sanırım sadece miras için dava
açmışsınız. Aslında mirasçı olmak ile SSK'dan hak (yetim
aylığı) sahibi olmak ayrı şeylerdir. Madem veraset
davasını kazandınız ve kız, babasının kızı sıfatıyla
mirasçısı oldu. O halde babası üzerinden yetim aylığına
da hak kazanmalıdır. SSK'nın bu konuda cevabı ret olursa
İş Mahkemesi'nde dava açmanızı ve sonuçtan bizleri de
haberdar etmenizi isterim.
Ziya PERVER
zaman/23.08.2008
|