Türkiye'nin Muhasebe Rehberi   I  Yayınlanan En Son Mevzuatlar  I  2010 Vergi Takvimi  I   2010 Yılı Muhasebe Uygulamaları  I  Beyanname Rehberi  
Ana sayfa Yasal Uyarı Künye Danışma Hattı Güncel Bilgi Arşivi

      Çalışma Hayatı Rehberi

 MUHASEBE GÜNCEL BÜLTEN :   24 EYLÜL 2010

  Vergi Rehberi 

  2010 Çalışmaları 
  2010 Pratik Bilgiler 
  Staj - Stajyer Rehberi
  Maliye Rehberi
  BEŞ DAKİKA ARA !...
  Makale Rehberi

  Kanun-Mevzuat Rehberi  

  Sosyal Güvenlik Rehberi  

 

 
       
   

Bölgesel asgari ücret için düğmeye basıldı
 

Ülkemizde 1951 ile 1974 yılları arasında uygulanan bölgesel asgari ücret Anayasa Mahkemesi’nce sona erdirilmişti. İstihdam paketi adı altında emeğiyle geçinenlerin gelirlerini azaltmak, iş güvencelerini ortadan kaldırmak amacıyla hazırlanan üç uygulama için düğmeye basıldı. Bunlar, Özel İstihdam Büroları’nın işçi kiralaması, bölgesel asgari ücret ve esnek çalışma modellerinin devreye sokulmasıdır
Hükümet, istihdamı artırmak için üç uygulamayı devreye sokmak istiyor. Bunlar, bölgesel asgari ücret, esnek çalışma sistemlerinin devreye sokulması ve Özel İstihdam Büroları’nın (ÖİB) işyerlerine işçi kiralamasıdır. Ancak bunlar, yeni işyeri açarak istihdamı sağlama imkânı olmayan ama işçilerin aldıkları ücretleri düşüren, çalışanların iş güvencesini ortadan kaldıran uygulamalardır ve asla istihdama katkısı yoktur. Buna rağmen halka şirin görünmek ve emeğiyle geçinenleri uyutmak için istihdam paketi adı altında kamuoyuna sunulmaktadır. Ülkemizde ilk asgari ücret, 1951 yılında başlatılmıştır ve bölgesel, daha doğrusu kentseldir. Her kentin yöneticileri oturup uygulanacak asgari ücreti kendileri belirlerdi.
ŞİMDİ NASIL BELİRLENİYOR?
1951 yılından 1967 yılına kadar asgari ücret, yerel (kentsel) düzeydeki katılımcılardan oluşan “mahalli komisyonlar” tarafından belirlenmesi sırasında, komisyonlar arasında koordinasyon bozukluğu, benzer ve yakın yerlerde farklı ücretlerin uygulanması, tespit edilen asgari ücrete itirazların çoğalması nedeniyle 1967 yılında merkezi nitelikte bir komisyon oluşturuldu. Bu komisyon da bölgelere göre farklı asgari ücretler tespit ediyordu. Ancak, TBMM’de bulunan Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Anayasa Mahkemesi’ne başvurması sonrasında, Anayasa Mahkemesi bölgesel asgari ücreti eşitlik ilkesine aykırı buldu ve iptal etti. 1989 yılından sonra ise ülke çapında sanayi-tarım ayrımı olmaksızın tüm işkolları için tek bir asgari ücret uygulamasına geçildi. 1989 yılından bu yana asgari ücret, Çalışma Bakanlığı’nda 5 işçi, 5 işveren ve 5 hükümet temsilcisinden oluşan merkezi nitelikteki asgari ücret komisyonu tarafından bütün işkollarını kapsayacak şekilde belirleniyor. Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre asgari ücretin “dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplere dayalı bir ayrım yapılmadan” tespit edilmesi gerekiyor. Yine uygulamaya göre asgari ücret, “İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olarak tanımlanmaktadır. Ancak, bu tanıma 2001 yılında eklenen cümle, yukarıda sayılanları ortadan kaldırmıştır. “Ülkenin ekonomik durumu” ibaresi oldukça muğlak ve asgari ücretin belirlenmesinde diğer bütün kriterleri yok eden bir kavramdır. Yani, bir çalışanın tüm ihtiyaçlarını belirledikten sonra ülkenin ekonomik durumu buna izin vermiyor denilerek verilmesi gereken asgari ücretten daha düşük ücret belirlemesine geçilmiştir.
DİNÇER: PAKET EKİMDE
Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, istihdam paketinin kısa vadeli stratejileriyle ilgili alınması gereken tedbirleri ekim ayında kamuoyu gündemine getireceklerini söyledi.

Bölgesel asgari ücreti kimler istiyor?
1-IMF, bölgesel asgari ücret uygulamasına 2005 yılında tam destek verdiğini açıkladı. Türkiye’deki asgari ücreti yüksek bulan IMF, hızla bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmesini öneriyor.
2-OECD, Türkiye 2008 raporunda ulusal düzeydeki asgari ücret artışlarının sınırlanması gerektiğini ve bölgesel asgari ücrete derhal geçilmesi gerektiğini savunuyor.
3-TÜSİAD, geçtiğimiz aylarda “Türkiye’de Bölgesel Farklar ve Politikalar” adlı bir rapor yayınlayarak bölgesel asgari ücrete tam destek verdi.
4-İTO, 2007 yılında konuya dair ayrıntılı bir rapor hazırlayarak, bölgesel asgari ücret uygulamasının nasıl olması gerektiğine dair bir model sundu.

BÖLGESEL FORMÜL GELECEKMİ?
Bu soruya en doğru cevap, halk yeterince doğru bilgilendirilmez ve istihdamı artıracak yalanına inandırılırsa “evet” olacaktır. Ancak, bölgesel asgari ücret Anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi daha düşük ücret belirlenen bölgelerden daha yüksek ücret belirlenen bölgelere göçü hızlandırır. Düşük ücret belirlenen bölgelerdeki vatandaşlar, kendilerini 2 hatta 3’üncü sınıf hissetmeye başlarlar. Öte yandan genel seçime çok kısa bir süre kalmışken bu tür bir girişim de iktidardaki partilere zarar verir. Ayrıca, bu tür girişimler, emeğin üretimden aldığı payın daha da azaltılması ve zaten bozuk olan gelir dağılımının daha da bozulmasına imkân yaratacağı gibi sermayenin milli gelirden aldığı payın da büyümesini temin edecektir. Bu gerçekler karşısında bölgesel asgari ücretin seçimden önce uygulamaya konulabileceğini zannetmiyorum. İstihdamı artıracağı savı ise doğru değildir. Öte yandan, uygulanmak istenen bu tür sermaye yanlı politikalar, emekçileri de daha fakirleştirecektir.

SGK’nın başındakiler, doğum borçlanmasında ne dediklerini hatırlamıyor mu?
SGK, 2 yıla yakın zamandır doğum borçlanmasında yasaya aykırı uygulamaları nedeniyle kaybettiği davalardan sonra 1 Temmuz 2010 günü Resmi Gazete’de yeni bir tebliğ yayınlayıp geri adım atmıştı. Aynı gün NTV’nin İstanbul stüdyolarında canlı yayın konuğuydum, Ankara’da SGK Başkanlığı’nın önünde NTV muhabirinin sorularını cevaplayan SGK Sigorta İşleri Genel Müdürü İbrahim Ulaş’ın, muhabirin sorularına verdiği cevap ve beyanatı (www.ntvmsnbc.com) aynen şöyle: “Sosyal Sigortalar Genel Müdürü İbrahim Ulaş, NTV canlı yayınında yanıtladı. İbrahim Ulaş, konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
Doğum borçlanması, SGK reformuyla getirilen önemli bir yenilik, özellikle kadın sigortalılar için büyük farklılık taşımakta. Hizmet akdiyle işçi statüsünde sigorta kaydı bulunan kadınlar, doğum borçlanması yapabiliyorlar.
Doğum borçlanması yapabilmek için işçi statüsünde sigorta kaydının bulunması şart. İki çocuğa kadar ve her çocuk için de 2 yıl doğum borçlanması yapılabiliyor.
Daha önce doğum borçlanması, çalışma ilişkisiyle irtibatlıydı ancak Yargıtay’ın verdiği karar, vatandaşın lehine oldu.
İşçi statüsünde kaydı olan tüm kadınlar, sigortalılık başlangıcından önce veya sonra gerçekleşen doğumlar için başvuru yapabilecek. Başvuru için talep formu doldurmak yeterli. Asgari olarak 4 yıllık bir borçlanma bedeli 11 bin 680 lira. Bu parayı ödeyen haktan yararlanabilecek. Borç tutarının bir ay içerisinde ödenmesi gerekiyor. Önceki dönemlerde açılan davalar da bu uygulamayla ortadan kalkmış olacak.” Konuşmanın en canlı alıcı bölümü şu: “İşçi statüsünde kaydı olan tüm kadınlar, sigortalılık başlangıcından önce veya sonra gerçekleşen doğumlar için başvuru yapabilecek.” Ancak, şimdi tebliğden sonra yayınlanan borçlanma genelgesi, “Sigortalı olmadan evvel olan doğumları borçlandırmam” diyor.
SGK’nın başında bulunanlar ya ağızlarından çıkanı duymuyorlar ya da bu işi bilmiyorlar. Bir milyondan fazla kadını da mağdur etmeyi sürdürüp verilen hakkı gasp ediyorlar.
Ali Tezel / Habertürk

 
Yasal Uyarı
 
 
   

 
 

 

 

 
  ▼ Yayınlanan En Son  Mevzuatlar   (Sitenize ekleyebilirsiniz)


Copyrıght  © 2005-2010 www.muhasebenet.net www.muhasebenet.com. Her hakkı saklıdır.