Muhasebe  

Maliye

Vergi

Sigorta

İletişim

  MAKALE :   10.08.2007
    

                                           Ana Sayfa 

                             Muhasebe Forum 

                                      SSK Mevzuat

                                    Danışma Hattı 

                      2007 Yılı Uygulamaları

                         Staj-Stajyer Rehberi

                     2007 Yılı Pratik Bilgiler

 

 

 


Prof. Dr. A.Kadir EKŞİ

Ç.Ü. Öğretim Üyesi

Köyçil Yön.Kur.Üyesi

   

GÜZELE DAİR
 

Anadolu’nun ücra köşelerinden birinde küçük bir kasabaya atanan genç doktor tren istasyonuna yakın bir evde konakladığı ilk gece yemekten ve çay kahve faslından sonra ilerleyen saatlerde yatmak için bir türlü davet alamayınca, sıkılarak kısık bir ses tonu ile evin en yaşlısı hacı anneye;
- Sizin buralarda kaçta yatılır? diye sorduğunda,
- Evladım son treni bekliyoruz birazdan gelir sonra yatacağız,
- Bir tanıdığınız mı inecek trenden?
- Hayır ama trenden buraların yabancısı biri inebilir bu saatte ışığı yanan bir ev bulamaz ise sokakta kalır.Buraların yabancısı biri geldiğinde “Işığı yanan bir ev bulsun” diye bekliyoruz.
Işığı yanan evler yerinde hala duruyor mudur? Yabancılar yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Komşusu açken yatmayanlar hala var mı? Kaybolan cüzdanınızı altı yıl sonra bile içindekilerle birlikte elinize -Gecikmeden dolayı- mahcup tavırla tutuşturuyorlar mı? O her şeyinizi emanet edebildiğiniz emin insanlar oradalar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler?
Bu güzel insanlar atlarına binip,gitmişler…
Bizler atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz.
Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran yoksullarız.
Şair öyle diyordu ”Güzel insanlar,güzel atlara binip gittiler”
Bu güzel insanlar ,neden ve nasıl atlarına binip gittiler?Onları ne yıldırdı, kim bezdirdi de bir daha dönmemek üzere sessiz sedasız gittiler?
Geride bıraktığımız asır, insani değerlerin tahrip edildiği,sulandırıldığı hiçe sayıldığı bir yüzyıl olmuştur.Kim ve neci olduğumuzun göstergesi karakteri meydana getiren huy – kişisel kabuller – tamamen deforme olmuş,ve bel omursuz,silik,itici,bencil,kanunsuz,ahlaksız,tutarsız ne idiğü belirsiz şahsiyetsizlik alkışlanır olmuştur.
Kişilik edinmemizin en önemli girdisi olan bilgi,kirlenmiş ve/veya eksik olarak insanlara ulaşmaya başlamış bu kirli ve eksik bilgilerle insanlar kanaat sahibi olmuşlar ve psikolojik baskı ile şartlandırılıp,kuşkusuzlaştırılarak tabiri caizse ampul kafalı bireyler haline getirilmişlerdir.
Hayatta güzel,iyi ve doğru adına ne varsa manası değiştirilmiş,düşünülen,söylenen ve yapılanların birbiri ve evrensel insani değerler arasında düz mantık kurallarının inkişafı lav edilmiş,Hiçbir anlam ifade etmeyen Dünya görüşleri ve davranış biçimleri orta yerde raks eder olmuştur.
Kaliteli eğitim ve öğretimden geçirebildiklerimiz bile iyi matematikçi, iyi fizikçi, iyi hukukçu vs. olabilmişler ama iyi insan,emin insan dürüst insan olamamışlardır. Akşamsafasını bilir misiniz? Akşamları açan kokusu ve görüntüsü ile çok güzel bir çiçektir.Ama akşamları açtığı için kimsenin bir işine yaramazlar tüm güzellikleri kendileri içindir.Çağımız insanının da tıpkı Akşamsafası gibi kendinden başkasına faydası olmuyor.
Bir Kırgız atasözü şöyle der.
”Olma keser gibi yontma kendin taraf.Ol bıçkı gibi kah sana sarı kah bana sarı”
Bize mutluluğu beraberinde de huzuru getirecek olan iyi, güzel ve doğru tüm insani değerlerimize yeniden hayat kazandırmalıyız,paylaşmayı öğrenmeliyiz.Veren el olmaya gayret etmeliyiz unutmayalım ki; gölgede olanın gölgesi olmaz.Güvenmeliyiz daha önemlisi güvenilmeliyiz zira güvenilmek sevilmekten daha güzel bir iltifattır.
Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız.
Ertelemeyin! şimdi yapın.Birine sevginizin tümünü sunmak, Asla onunda sizi aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir. Sevgiye karşılık beklemeyin; Sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olup gidebilir.Sizi güldüren birilerini seçin çünkü karanlık bir günü aydınlatan şey bir gülümsemedir.Sohbet edebileceğiniz ve kalbinizi gülümsetebilenlerle birlikte olun.

Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz,herkese verecek kadar sevginiz,dağıtacak kadar bilginiz ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun.
Daima kendinizi başkalarının ayakkabılarına koyun.Eğer ayaklarınız acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur.
En huzurlu kişiler, her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan her şeyin değerini en iyi bilenlerdir.
Mutluluk, ağlayanlar, incinenler, araştırma yapanlar, ve çabalayanlar için vardır, çünkü böyle insanlar hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir.
En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir, geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silmezseniz hayatın içinde ilerleme şansınız olmaz.
Güzel bir ahlak ile hayat sürenler güzel bir geleceğe yatırım yapıyor demektir. Geleceğinizi riske atmayın.
Bilmezmisiniz? Gelecekte bir gün gelecek…
 

 


Copyrıght © 2005 -2007  www.muhasebenet.net- www.muhasebenet.com - Türkiye'nin muhasebe rehberi. Her hakkı saklıdır.